Sofra ve Zaman

Kültürler Cennette Buluşunca

Mezarlık birası ve un helvasıyla görkemli bir buluşma.

Kronik·3 min·18 Mayıs 2025
iKültürel farklılıkların ortasında Danca öğrenmek

Danca öğreniyorum.
Henüz bir tarifi Danca anlatacak düzeyde olmasam da, 11 aylık bebeğim "bardak" kelimesini benden iyi telaffuz etse de umudumu yitirmedim.
Bir gün, ansızın, bütün bir konuşmayı anlayacağım.

Uzun süredir Cumartesi sabahlarım, zengin ve çok kültürlü bir kuruyemiş karışımı gibi Danca dolup taşıyor.
Bize neden ders verdiklerini merak eden öğretmenler, bir o kadar parlak başkaları, dünyanın dört bir yanından insanlar, tatlı dostluklar, diller ve kültürlerin girdabı…

BrevetDört melek, kehribar bir gökyüzünün altında bira ve altın rengi tatlılar paylaşıyor.

Haftada bir kez, İngilizce'de bile tam ifade edemediğim şeyleri Danca'da söylemeye çalışıyorum.
Dün, mesela, şunu anlatmaya çalıştım:
"Hayır, biz aslında doğum günü kutlamayız. Kültürel olarak 30'dan sonra bırakırız. Yaşımızı hatırlamak istemeyiz. Annem yıllardır 30 yaşında."

Biri de şunu paylaştı: "Biz sadece 60'ları kutlarız."
Bunu, kocamla yaptığımız bir akşam yemeğinde öğrendim; yıldızların tuhaf bir biçimde hizalanmasıyla ilgisi varmış.

Bu dersler, insanlara ülkelerinin inceliklerini doğrudan sorabildiğiniz nadir mekânlar.
"Gerçekten buzlu suya mı atlıyorsunuz? Kışın?"
"Katalonyalı biri olarak sen ne düşünüyorsun buna?"

Ya da tanıdığınızı sandığınız insanların küçük alışkanlıklarını ve inançlarını öğreniyorsunuz:
"Gazeteler banyoda okunur."
"Çocuğumun ikinci doğum günü için muzlu kek yapacağım."

Ve kültürü gerçekten anlamamıza yardım eden, sürekli değişen öğretmenler var. Bir keresinde bir öğretmen şöyle demişti:
"Hayatım boyunca, her özel gün aynı menü demekti: çorba, rosto ve dondurma."
Ve ekledi:
"Mezarlık birası meşhurdur."

Belki bir yerde karşılaşmışsınızdır. Danimarka'da insanlar, sevdikleri yazarların, eşlerinin, dostlarının yanına bira içmeye, yürüyüşe çıkmaya, ilk buluşmada kahve içmeye gidiyor mezarlıklara. Bu ritüeller Danimarkalılara huzur ve sevinç veriyor. Mezarlıklar o denli güzel ki, bir kez içinden geçince sizi bırakmıyor.

Ama beni gerçekten büyüleyen gravøl oldu. Sevdiğiniz birini kaybettikten yedi gün sonra içtiğiniz bira.
Ruhuna bir kadeh…

Kültürler… Ritüeller… Ne müthiş bir kavram, dedim.

Çünkü bizim kültürümüzde helva kavururuz; çoğunlukla un helvası.
Saatlerce, büyük kazanlarda… Tereyağı, un ve şeker.
Biri vefat ettiğinde aileler hemen bir araya gelir. Yükselen koku, gidenin ruhuna ulaşır diye inanılır.
Un helvası, bazıları için dünyanın en hüzünlü tatlısı olabilir.
Ama ben için mutlu bir tatlıdır; çünkü hüzünlü bir nedene gerek duymaksızın istediğimde onu benim için yapan bir annem vardı.

BrevetBeş melek, mum ışığında bira ve börekle buluşuyor.
iiRavent helvası eşliğinde gelip geçiciliği kucaklamak

Sonra oturdum ve düşündüm; bugün önem verdiğim insanlara birkaç sevgi dolu mesaj atmam lazım.
Acı birasıyla tatlı tatlısıyla hayatın geçiciliğini hatırlamadan önce…
Sana da hatırlatmak istedim.
Zaman... tik-tak... geçiyor.
Hiçbir şeyi erteleme.

Bu yazıya ithafen, buraya Danimarkalı bir ravent unlu helva bırakıyorum.
2 Haziran'da Kopenhag'daysan haber ver. Akşam yemeğine davetlisin.

BrevetBir dilim ravent keki; renk geçişi sessizce çarpıcı.

Sevdiğin herkesin ruhuna.
Şerefe.

Nesrin Eren