Bir labirent olarak şehir
İstanbul'da Kaybolmak: Sokak Yemeği ve Başıboş Gezme Rehberi
İstanbul rehber kitaplarına direnir. Nesrin Eren, yabancı bir dönen olarak şehrin sokaklarında ilerler; kaybolmaya değer kılan yerlerin — ve insanların — izini sürer.
İstanbul'da yaşarken, yurt dışından gelen arkadaşlarımı şehirde gezdirdiğimde, her seferinde asıl turistin ben olduğumu fark ederdim.
Bir çatı katında dururken hangi camiin minarelerine baktığımı bilmemek, ya da nazar1 kelimesinin kökenini hiç düşünmemiş olduğumu o an anlamak — bu anlarda kendimi bu devasa şehirde küçük bir çocuk gibi hissederdim.
Burası öyle bir yer ki, yıllardır burada yaşayanlar bile sokakların ve dükkanların bir gecede bitiverdiğine inanır. Eski yapıların yıkıntılarından, iki ay arasında yeni yaşamlar, yeni fikirler, yeni mekânlar filizlenebilir.

İstanbul, bu anlamda, devasa bir mycelium gibidir — sizi içine çeker, yön duygunuzu siler, zamanın kendisini eritir. Hem parazit hem ev sahibi, hem tüketici hem yaratıcıdır. İçine bir kez adım attınız mı, farkında olmadan onun hücrelerinden biri olursunuz; ritmine uyar, sonsuz yollarında kendinizi kaybedersiniz.
Ve şimdi, doğup büyüdüğüm bu şehirde ben de bir turistim.
Bu yüzden geçen hafta gezdiğim yerlerden küçük bir rehber hazırladım — bir gün İstanbul sokaklarında, Michelin'in bütçe yakan, ruhu tüketen ilk 10 listelerinden uzakta kaybolmak istersen diye. Milyonlarca sayfa yazabilirdim; ama şimdilik yalnızca son gezintimden aklımda kalanları ekledim.
Asya ile Avrupa'nın birbirine karıştığı yere hoş geldiniz.
Avrupa Yakası / Europe Side
İstiklal Caddesi – The Beating Heart
İstiklal Caddesi'ne Taksim'den girdiğinizi düşünün.
Yukarı bakın.
İstiklal'de bu önemlidir. Yoksa korkunç turistik dükkanların parıltısı gözlerinizi kamaştırır. Bunun yerine tarihi binaları ve onların bir zamanlar barındırdığı dükkanları hayal edin.
Benim favori duraklarım:
· Islak Hamburger standları: İstiklal'in hemen başında, bu ünlü ıslak hamburgerleri deneyin. Sonra sarhoşken bir tane daha. Neden ya da nasıl diye sormayın; bu bir kültür meselesidir.
· Sabırtaşı Restaurant: Restoranın girişinde bir içli köfte alın. İstiklal'in hemen yukarısındadır. Elinizde tutarak yürümeye devam edin.
· Mısır Apartmanı: Eski bir apartman. İçeri girin, sergileri dolaşın. En sevdiğim yerlerden biridir; çünkü İstanbul'un bir zamanlar ne olduğunu anlatır.
· Terkos Pasajı: Çocukken buradaki dükkanlarda ucuz ve şık kıyafetler bulurduk. Hâlâ bir şeyler çıkabilir. Danimarkalı eşim sokağa taşan kıyafetleri karıştırmayı çok sever. Bir şans verin — bu, Türk pazar kültürünün yansımasıdır.
· By Retro: Kostümlerin kiralandığı bir ikinci el dükkanı. Geçmeyin. Yıllarca gitmediğim için pişmanım. Kim bilir, belki 70'lerden kalma kürk yakalı bir ceket sizi Danimarka'nın sert soğuğundan kurtarır; belki hayatınızı değiştirir.
· Yeni Lokanta: Lüks bir yer eklemek istemedim, ama bu farklı. Rezervasyon yaptırın ve bir akşam gidin. Mantı söyleyin, bol porsiyon.
· Hasan Fehmi Özsüt: Hızlı bir kahvaltı istiyorsanız kaymak, bal ve yumurtalı omlet deneyin. Yerel peynirleri de var. Ayrıca tavuk göğsünden yapılan özel bir tatlıları da vardır — tavuk göğüsü.
Dudu Odaları Sokak – Hidden Corners
· Tunç Balık: Pastırmalı füme somon ve bottarga sandviçleri sunan bir balıkçı.
· Bünsa Baharat Aktariye: Mahlep gibi nadir baharatlar bulduğum küçük bir baharat ve çay dükkanı. İçeri girip her şeyi koklayın; fıstık almayı da ihmal etmeyin.
· Mercan Kokoreç Midye: Bir zamanlar kalabalık olan, şimdi boş duran ve beni hüzünlendiren bir dükkan. Destekleyin. Midye tava sandviçini deneyin. Kokoreçe de bir şans verin. Baharatlı kuzu bağırsağının kuzu özbekine sarılmasıyla hazırlanır; ardından yatay bir şişte közün üzerinde yavaşça çevrilir. Dışı çıtır içi yumuşak hale gelince domates, yeşil biber, kekik, pul biber ve tuzla ince ince kıyılır, ekmek arasına sıkıştırılarak sıcak yenir. Pek çok farklı yerde bulabilirsiniz.
· Petek Turşuları: Ekşi ve çıtır turşuları olağanüstü. Turşu suyu içmeyi hiç düşünmemiş olabilirsiniz; ama bazen acılı bir yudum hayatı değiştirebilir. Orada size bir bardak doldururlar. Turşularını da tadın; isterseniz vakumlu paketleyip valizinize koyabilirsiniz.
Sıraselviler Caddesi - Cihangir
Sanatçıların bir zamanlar yaşadığı, artık pek azının karşılayabildiği sokakların içinde kaybolun.
· Corinne Teras: Yemeği tavsiye etmiyorum, ama teras manzarası her zaman güzel. Burada bir bira için. Sabah bir kez, akşam bir kez gelin — her seferinde tadı farklı. Manzara İstanbul'un tamamını kucaklıyor. Bunu keşfedince neden insanların Galata Kulesi'ne tırmandığını hiç anlayamadım.
· Yöremiz Pide Lahmacun: Hayatımda yediğim en iyi pideyi burada yedim. Dış görünüşe aldanmayın. Küçük taburelere oturun ve her çeşidi deneyin; özellikle ıspanaklı peynirli ve kaşarlı kavurmalıyı.
Karaköy - Tophane
· Namlı Gurme: Kahvaltımı hep burada yaparım. Ürünleri mükemmel. Peynirlerini, yumurtalarını ve menemenini deneyin. Acı biberli reçel ve bütün cevizli reçel isteyin.
· Balık Dürüm: Karaköy'de herkes uskumru dürüm satıyor. Ama sizinkini geceleri ansızın beliren, Akın Balık'ın önündeki sokak satıcısından alın. Akın Balık'ta rakı içip türlü mezeler yiyebilirsiniz.
· Bi Balık Karaköy: Babamın bizi her zaman götürdüğü restoran. Personel son derece nazik, yemekler her daim lezzetli. Izgara çipura ve mezelerini deneyin. Geceleri manzarayla, rakıyla mükemmel bir uyum.
· Fasuli: Kurufasulye gibi Karadeniz usulü baklagil yemekleri; etli, koyu ve tereyağlı kırmızı bir sosla pişirilir. Tüm yemeklerini tavsiye ederim.
Eminönü / Fatih – Baharat ve Ateş
Karaköy'den Galata Köprüsü'nü geçerek Eminönü'ne yürüyün. Mısır Çarşısı'nda kaybolun, ardından Fatih'e doğru devam edin.

· Meşhur Filibe Köftecisi: Hayatınızda yiyeceğiniz en iyi köftelerden biri. Yanında özel yoğurtlu ve fasülyeli salatalarını istemeyi unutmayın.
· Can Kurtaran: Pastırmalarını deneyin. Ayrıca harika yerel peynirleri de var.
· Şehzade Cağ Kebab: Köftecinin tam karşısında; şişte cızırdayarak gelen kebabı mutlaka tadın.
· Yüksel Uygur Restoranı: Uygur Türk mutfağı, el yapımı erişte. Porsiyonlar büyük, buna hazırlıklı olun. Mekan son derece aydınlık.
· Saruja Restaurant: Bana göre özgün Suriye mutfağının en iyi temsilcisi. Kuzu işkembeli lahmacunlarını sormayı unutmayın.
Anadolu Yakası / Asian Side
Vapurla geç İstanbul'un Anadolu yakasına. Mavinin üzerinde kaos diner. Martılara simit atarsan, kendini gerçek bir İstanbullu gibi hissedersin.
· Çiya Sofrası: Anadolu'nun pek çok bölgesinden yemekler tattığın bir lokanta.
· Borsam Taşfırın: Lahmacunlarını dene. Bu lezzeti bilen biri neden pizza yapsın ki, diye düşünürsün.
Üsküdar'dan bir taksiye bin ya da yürü; tarihi dokusunu koruyan ender mahallelerden Kuzguncuk'a geç. Eski komşuluk ruhunu burada hissedebilirsin. Benim favorilerimden biri. Rum evleriyle döşeli dar sokaklarda kaybolmaktan çekinme. Mahalle bakkallarının vitrinindeki mevsim meyvelerine ve sebzelerine bir göz at.

· Kuzguncuk Kavurmacısı: Kavurma ve pilav deneyin. Sahipleri inanılmaz sıcakkanlı ve nazik. Lakerda ile günlük mezelerini mutlaka tadın. Acılı ayranları da çok güzel.
Sayısız sokak, sayısız mahalle, sayısız yemek var. Ama vaktiniz kısıtlıysa, belki bu birkaç yeri bulmak, içinde durduğunuz mozaiği anlamaya yeter.
Gezginlere Notlar
Taksiler
Havalimanına iner inmez, sizi araçlarına neredeyse çekerek götürmeye çalışan sürücülerden uzak durun.
Köprü geçişi tek yön yalnızca 60 TL olsa da yolculuğun sonunda daha fazlasını isteyecekler. Bunun için üzgünüm. Sizi kandırmaya ya da pervasızca araç kullanmaya çalışan her sürücü için önceden özür dilerim. Onlarla tartışmanızı önermiyorum; yalnızca günü mahveder. Açıkçası, ben de çok korktum. Sadece dikkatli olun, derin bir nefes alın ve bırakın gitsin.
Müzeler & Saraylar
Türk vatandaşı değilseniz hazırlıklı olun: fiyatlar arasındaki fark çarpıcı. 400 TL'ye satılan bir müze bileti yabancılar için 2.400 TL olabiliyor. Soygun mu, yoksa yerel ücretler düşünüldüğünde bir denge mi? Bilmiyorum. Ama sarayları ve tarihi yapıları görmeyi planlıyorsanız en az 10.000 TL ayırın.

Son Bir Not
Umarım seyahatin sonunda şunu hatırlarsınız:
İstanbul'da yaşamak gerçekten zor. İyi, erdemli ve dürüst kalmak daha da zor. Ama kaosun, stresin ve gürültünün içinde iyi insanlar var.
Enfekte olan kesimi hemen ve ücretsiz tedavi eden özel hastane acil doktoru ya da valizlerimizi kapıya kadar taşıyan emekli öğretmen taksici gibi. Onlarla karşılaşırsanız şanslısınızdır. Dilinizi tutun; nazar değmesin.
Güzel bir yolculuk geçirin.
İyi taksicilerin bereketi hep yanınızda olsun.
Sevgiyle
Nesrin Eren
Nazar, kem göz anlamına gelir.
Aşırı ilginin — özellikle kıskançlığın — uğursuzluk getirebileceği inancıdır. Türk kültüründe (ve pek çok Akdeniz ile Orta Doğu kültüründe) birinin sizi övmesi ya da kıskanarak bakması "nazar değdirme"ye yol açabilir. Bu yüzden insanlar bir çocuğu, evi ya da başarıyı methederken "Maşallah" der; güzel olan şey nazardan korunsun diye. Türkiye'nin her yerinde gördüğünüz meşhur mavi göz boncuğu, bu kötü enerjiye karşı koruyucu olduğuna inanılan bir nazar boncuğudur.



